Abstract
Çalışmada, Abdüllatîf el-Kirmânî’nin (ö. ?) burhân-ı temânu‘ meselesi bağlamında Sa‘düddîn et-Teftâzânî’yi (ö. 792/1390), tekfir etmek üzere kaleme aldığı risâlenin tahkik ve tahlili yapılmıştır. Söz konusu risâlenin tahkik ve tahlilinin yapılarak literatüre kazandırılması çalışmanın temel hedefidir. Kirmânî, doğum-vefat tarihleri ile hayatı hakkında ayrıntılı bilgi bulunmamakla birlikte kaynaklarda hicrî 9. yüzyıl âlimleri arasında gösterilmektedir. Kirmânî’nin ilim ehli bir zât olduğu ve çeşitli eserler kaleme aldığı zikredilmektedir. Ancak bunlardan yalnızca kelâm ve ilm-i beyân alanındaki Risâletü’t-Tevhîd, Hâşiye alâ Şerhi Akâidi’t-Teftâzânî ve Şerhu’t-Tibyân li’t-Tîbî eserleri günümüze yazma nüshalar halinde ulaşmıştır. Çalışmaya konu olan Risâletü’t-Tevhîd adlı risâlenin, yazma eser kütüphanelerinde iki nüshası tesbit edilmiştir. Bu nüshalardan ilki Beyazıt Kütüphanesi Veliyyüddin Efendi Koleksiyonu 1344 numarada, diğeri ise Süleymaniye Kütüphanesi Esad Efendi Koleksiyonu 3556 numarada kayıtlıdır. Bunlardan Esad Efendi Koleksiyonu’ndaki nüsha, müellifin konuyla ilgili görüşlerinin son halini yansıtıyor olması nedeniyle tahkikte esas alınan ana nüsha olarak tercih edilmiştir. Veliyyüddin Efendi nüshası ise muhtemelen eserin daha önce kaleme alınmış bir versiyonudur. Müellif, eserin mukaddimesinde risâleyi Risâletü’t-Tevhîd olarak isimlendirdiğini zikretmekte ve kaleme alış amacını da burada net bir şekilde ifade etmektedir. Risâlenin muhtevası incelendiğinde, müellifin eseri Enbiyâ Sûresi 22. âyetinden hareketle ortaya konulan burhân-ı temânu‘ delilini reddeden Teftâzânî’nin görüşlerinin isabetsizliğini ortaya koyma ve bu görüşlerin tevhid inancıyla bağdaşmadığını da ispatlama amacıyla kaleme aldığı anlaşılmaktadır. Müellifin risâleyi kaleme alırken öncelikle muhatabının konuyla alakalı görüşlerini aktarıp ardından bu görüşlerin yanlışlığını ortaya koyma usulünü tercih ettiği görülmektedir. Ayrıca müellif, kendi görüşlerini temellendirirken mensubu olduğu Hanefî-Mâtürîdî ekolün önde gelen âlimlerinden destekleyici alıntılara da yer vermektedir. Kirmânî’nin Teftâzânî’ye yönelttiği eleştiri, basit bir reddiye olarak kalmamış; tekfir ithamına varan bir boyut kazanmıştır. İlgili âyetin farklı yorumlanmasından hareketle yaşanan bu tartışma, Teftâzânî’nin bu görüşü nedeniyle tekfir edilip edilemeyeceği meselesini de gündeme getirmiştir. Birçok âlim, Teftâzânî’nin bu görüşü dolayısıyla Kirmânî tarafından tekfir edilmesinin yanlış olduğunu savunmuşlardır. Hatta Kirmânî’nin bilgisizliği dolayısıyla böyle bir iddiayı ileri sürdüğünü söyleyenler olmuştur. Buna mukabil Kirmânî, söz konusu görüşün tevhid ilkesiyle bağdaşmadığını ve tekfiri gerektirdiğini ispatlamaya yönelik çeşitli nakil ve çıkarımlarla iddiasını temellendirmeye çalışmıştır. Sonuç olarak Kirmânî, burhân-ı temânu‘ gibi kelâm âlimleri arasında uzun süre tartışma konusu olan bir meselede, yaşadığı dönemde ilmî bir otorite olarak kabul gören Teftâzânî’yi tekfire varan sert bir eleştiriye tabi tutarak bir risâle kaleme almıştır. Bu yönüyle risâle, Kirmânî’nin meseleye dair özgün görüşlerini yansıtması ve ilmî cesaretini ortaya koyması açısından dikkate değer bir önemi hâizdir.